1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

RUSYA’NIN BUĞDAY İHRACATI YASAĞI VE SONUÇLARI

PDF Yazdır e-Posta

2010 buğday hasat mevsimine girilirken tüm dünyada yüksek bir rekolte ve kaliteli ürün beklentisi vardı. O kadar ki, buğday arzındaki aşırı iyimser beklentiler dolayısıyla,  Haziran ayı başında Amerikan emtia borsalarında buğdayın fiyatı....

2010 buğday hasat mevsimine girilirken tüm dünyada yüksek bir rekolte ve kaliteli ürün beklentisi vardı. O kadar ki, buğday arzındaki aşırı iyimser beklentiler dolayısıyla,  Haziran ayı başında Amerikan emtia borsalarında buğdayın fiyatı 4.25 dolar/bushel’e kadar düşmüştü (1 bushel 27.2 kg).  Ancak hava şartlarındaki beklenmedik gelişmeler buğday üretimi konusundaki iyimser beklentileri iki nedenle boşa çıkardı. Öncelikle, Kanada, Güneydoğu Avrupa (Balkanlar) ve Türkiye gibi bazı üretim bölgelerinde hasat öncesinde gözlenen aşırı yağışların buğday kalitesini olumsuz etkileyeceği anlaşıldı. İkinci neden ise, Rusya başta olmak üzere Ukrayna ve Kazakistan gibi Karadeniz çevresindeki başlıca buğday üreticisi ülkelerde yaşanan aşırı sıcaklar ve kuraklık buğday hasadını olumsuz etkilemeye başladı. Bunun üzerine Dünya Hububat Konseyi (Temmuz raporu) ve BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Dünya buğday üretim tahminlerinde ciddi revizyonlara gittiler. Buğday fiyatlarında ise Temmuz ayı içinde hissedilir artışlar olmaya başladı.

Rusya Federasyonu ise kuraklık ve sıcaklardan en fazla etkilenen ülke oldu. Rusya’da gözlenen son 130 yılın en sıcak yaz mevsimi, kuraklık yanında ekili dikili alanlara da yayılan orman yangınlarına şahit oldu. Bunun üzerine Rusya önce olağanüstü hal ilan etti, ardından ise ani bir kararla 15 Ağustos itibariyle ülkesinden hububat ihracatını yasakladı. İhracat yasağının yılsonuna kadar süreceği açıklandı ancak bu süre uzatılabilir.

Rusya’yı ihracat yasağına götüren iki neden var: Birincisi, Rusya’nın 2010 hububat üretiminin 90-95 milyon ton olacağı beklentisi gerçekleşmedi. Üretimin %30 civarında ve hatta daha fazla düşerek 60-65 milyon ton olarak gerçekleşeceği anlaşıldı. Bu miktar, yıllık toplam iç talep olan 75 milyon tonun altında kalıyordu. Her ne kadar Rusya’nın stoklarında 24 mt hububat bulunsa da, Ağustos başına gelindiğinde,  yangınlar ve aşırı kuraklık dolayısıyla topraktaki nemin aşırı düşüşü nedeniyle Ağustos sonunda yapılan kışlık buğday ekiminin de bu yıl gerçekleşememe olasılığı arttı. Bunun anlamı, Rusya mevcut stoklarını devreye sokarak 2010 yılında iç ve dış talebi karşılasa bile, ekim alanlarının daralması nedeniyle 2011 yılındaki buğday ihtiyacını karşılayamama olasılığının ortaya çıkmasıdır. Hatta 2011-2012 yıllarında Rusya’nın buğday ithal etme olasılığı da söz konusudur.

Buğday ihracat yasağının ikinci nedeni ise, Türkiye’de olduğu gibi Rusya’da da buğday ürünlerinin (ekmek, bulgur, makarna vs) insanların en temel beslenme maddeleri arasında yer almasıdır. Dolayısıyla Rusya için buğdayda kendi kendine yeter bir ülke olmak ve halkın ucuz gıdaya ulaşımını sağlamak ülkenin sosyal ve siyasi istikrarı açısından vazgeçilmez bir devlet politikasıdır. Putin de popular bir lider olarak, ülke içinde son bir ayda %10 artan buğday fiyatlarının kontrol altına alınması açısından ihracatı yılsonuna kadar askıya almıştır. Zaten küresel ekonomik kriz dolayısıyla zor bir dönem geçiren Rusya’da, açlık ve ekmek krizi gibi söylentiler hükümet açısından önemli bir siyasi risk oluşturmaktadır. Putin için halkın desteğini kaybetmektense, ihracat pazarlarını kaybetmek daha katlanılabilir bir politik risk olarak görülmektedir.

Rusya’nın Dünya Buğday Piyasalarındaki Rolü ve İhracat Yasağının Sonuçları

Rusya son yıllarda dünya buğday piyasalarında ABD’ye rakip bir ülke haline gelmiştir. Özellikle ülke içindeki hububatın tek elden yönetilmesi ve komşu ülkelerle (Kazakistan, Ukrayna ve Belarus) kurduğu sıkı işbirliği sayesinde dünya hububat piyasalarında önemi ve belirleyici bir aktör haline gelmiştir. İstatistiklere göre, Rusya’nın dünya hububat piyasalarındaki payı yüzde 15’i bulmaktadır. Dolayısıyla Rusya’nın buğday, arpa ve mısır gibi insan gıdası ve hayvan yemi olarak kullanılan ürünlerin ihracatını yasaklamasının bazı sonuçları da olacaktır.

Rusya’nın dünya hububat piyasalarından ani bir şekilde çekilişi, dünyada buğday arzı ve talebinde önemli bir yapısal kriz yaşanmasa da piyasaları tedirgin etmekte ve piyasaları sepekülatif kazançlara açık hale getirmektedir. Özellikle, Rusya’nın ihracat yasağı, son yıllarda buğday ihtiyacını bu ülkeden tedarik eden Mısır, S. Arabistan ve bazı körfez ülkeleri için önemli bir kayıptır. İkinci olarak, 2007-2008’de yaşanan gıda krizinden bu yana dünya buğday fiyatlarında ilk bu kadar yüksek ani artışlar gözlenmektedir. Son bir ayda ortalama yüzde 20’lere ulaşan fiyat artışları, ABD vadeli işlem borsalarında yüzde 80’lere kadar ulaşmıştır. BM dahi, gıda krizi konusunda uyarılarda bulunmuştur.

Tüm bu gelişmelere rağmen, küresel bir bakışla değerlendirildiğinde aslında dünya buğday piyasalarındaki arz-talep dengesinde aşırı bir dengesizlik yoktur. 200 milyon tona yaklaşan buğday stokları buğday fiyatlarındaki artışları orta vadede dengeleyecek önemli bir yumuşatıcı tampon görevi görmektedir. Piyasalarda Rusya’nın bıraktığı buğday arzı açığı, ABD, Avustralya, Kanada ve üretimi azalsa da henüz ihracat yasağı koymayan Kazakistan gibi ülkeler tarafından karşılanabilecektir. Sorun kısa dönemli olarak, buğday piyasalarında panik yaşanmasından kaynaklanmaktadır ve bu nedenle de fiyatlardaki istikrarsızlıklar kış aylarına kadar sürebilir.

Türkiye’ye Yönelik Muhtemel Etkileri

Uzun dönem trendlerine bakıldığı zaman Türkiye’nin buğday, Arpa ve Mısır gibi önemli tahıl ürünlerinde kendi kendine yeten bir ülke olduğu gözlenmektedir. Ortalama olarak yıllık 18-20 milyon ton buğday üretimimiz vardır. Bu yıl da geçen yıla göre kısmi düşüşe rağmen, TMO buğday üretiminin 19 mt olacağını tahmin etmektedir. Kaldı ki, Türkiye’nin ekmeklik, makarnalık, yemlik ve tohumluk buğday ihtiyaçlarının toplamı da 18 mt civarındadır.

Ancak Türkiye son yıllarda dünya un ticaretinde önemli bir aktör haline de gelmiştir. Bu nedenle gerek iç gerekse dış pazarlar için kaliteli buğday üretimi açığımız vardır.  Türk un sanayisinin yurt dışından ithal ettiği yüksek kaliteli buğday miktarı yıllık 3 mt civarındadır ve bunun 2/3’ü Rusya’dan sağlanmaktadır. Bunun anlamı, Türkiye un ihracat pazarlarını koruyabilmek için Rusya dışında alternatif buğday ithal kaynaklarına yönelmek durumunda kalacaktır. Ukrayna ve Kazakistan bu anlamda ilk akla gelen ikameci ülkeler olarak gözükmektedir. Ancak bu ülkeler de Rusya’nın yaşadığı sıkıntılara benzer nedenlerde ciddi üretim düşüşü yaşamaktadırlar. Diğer yandan, Kazakistan buğdayı da giderek Çin ve Endonezya uzak doğu ülkelerine ihraç edilmeye başlanmıştır. Uzun dönemli ve yüksek miktardaki ihracat kontratları ile Kazakistan buğdayının önemli bir kısmı önceden satılmaktadır.

Dolayısıyla, Türkiye gibi kaliteli buğday ihtiyacı olan ülkeler için en güvenilir tedarikçi kaynak ülkeler olarak ABD, Kanada, Almanya ve Avustralya gibi ülkeler kalmaktadır. Burada özellikle, üst segmentte kaliteli un üreten sanayicilerin mümkünse önce ülke içi kaynaklardan buğday temin etmeleri en güvenilir yol olarak görülmektedir. İkinci olarak ise, TMO vasıtasıyla sanayicinin ihtiyaç duyacağı nitelikli buğday toplu olarak getirilip hem iç piyasadaki ihtiyaçlar karşılanabilir, hem de fiyat artışları önlenebilir. Bu arada elbette ki sanayiciler kendi bireysel imkânlarını kullanarak, serbest piyasa koşullarında farklı ülkelerden kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ithalatı da gerçekleştirebilirler.

Son olarak, bu vesileyle Türkiye un sanayisi için vurgulanması gereken nokta şudur: Türkiye için dünya buğday piyasalarında yaşanan bu tür istikrarsızlıklara karşı alınabilecek en önemli tedbir Türk çiftçisinin kaliteli buğday üretiminin teşvik edilmesidir. Bunun için de kaliteli ve lisanslı tohum kullanımı, çiftçi eğitimi ve tarım girdi maliyetlerinin düşürülmesi gibi politikalara öncelik verilmelidir.